İlgi Çokluğunda Sarhoş, Yokluğunda Nahoş Olanlardan Mısınız?

Yoga pratiği malum hayatın her alanında derinlemesine gözleme davet ediyor bizi. Bu matın üzerinde başlıyor ve bunu hayatın her anına yaymaya çalışıyoruz. 

Ben de bir süredir “ilgi” ihtiyacım üzerine çalışıyorum. 

Hayatımın çocukluk döneminden itibaren çoğu zaman ilgi azlığından şikâyet ederdim. Bu babamın ilgisini çekebilmek için çıkardığım tartışma ve kavgaların keşfiyle başladı. Yıllar sonra bu ilgi ihtiyacımı yogayla nasıl beslediğimi fark etmeye başladım. 

Bir kişinin bana yönelen tam ilgisi yerine, benim istediğim kişilerin veya benden kaçan kişilerin bana ilgisine odaklandığımı fark ettim önce. Hala da öyle yaptığım zamanları görüyorum. Yalnız bir farkla. Artık belirleyici olan onların kaçan enerjisi ile örülü ilgisi / ilgisizliği, sessizliği değil; benim ilgim, benim enerjim. 

Yogaya başladığımdan beri kadınlardan da erkeklerden de eskiye göre daha fazla ilgi ve övgü alıyorum. Belki de en önemli sınavlardan biri, sizin ilginiz olmayan veya olup olmadığını bilmediğiniz kişilerden ilgi / övgü almak. Bunu yaparken hem onlara özen / saygı göstermek hem de kendi sınırını, alanını korumak epey dikkat gerektiriyor. 

İlgi yokken birinin ilgisine verdiğim cevapla, ilgi çokken birinin ilgisine verdiğim cevap arasındaki farka bakmaya başladım sonra. Orada yatan kocaman “egomu” görünce çok utandım. Fark ettim ki içimdeki genç kız / ergen o ilgiyi alıp karşıdaki kişiyi görmezden gelebiliyor. 

Artan yoga pratiğiyle oluşan görseller, ister istemez estetik / güzellik olgusundan hareketle çoğu zaman yalnız / partnersiz bir yaşamda pratiği özümsemiş olan biz yogilere ilgi yığılması olarak ortaya çıkabiliyor. 

Yaptığım gözlemlerden ve sohbetlerden anlıyorum ki Facebook’ta yogileri takip eden ve çoğunlukla yoga pratiği içinde olmayan bazı kişiler bu estetik ihtiyacıyla birlikte yogilere yaklaşıyor ve onlara ilgi gösteriyor. Yoga açık kalp, farklı bir yaşam, çoğu zaman yalnızlığı beraberinde getirdiği için özellikle yoginiler (yoga yapan kadınlar) sosyal medyada yoğun bir ilgiye maruz kalabiliyor. Eminim ki yogiler (erkekler) de öyledir. 

İşte tam da burada “beğenilmeyi ve övgüyü kabul etmek” ile “ısrarlara karşı özenle durabilmek” arasında bir ipte cambaz olmak zorunda olduğumu görüyorum. Fark ediyorum ki ilginin yokluğundaki tavrım ile bolluğundaki tavrım arasında fark var.  Oysa bir şeyin yokluğu da çokluğu da bir olursa gerçek, samimi bir niyet göstermiş olurum. 

İlgi çokken de hiç yokken de ben nasılım? İlgi ihtiyacımı dışarıdan değil içeriden, iç kaynaklarımla karşılamanın ve onu kucaklamanın tek yolu ihtiyaç karşılanırken de hiç karşılanmazken de aynı duygu durumunda kalabilmeyi başarmak. 

Yoklukta gösterdiğimiz tutumlar, çoklukta gösterdiğimiz tutumlarla aynı ise pratikte “orta yol” dediğimiz yerde durabiliyoruz. İhtiyaçlarımız olabilir, insan olarak varoluşumuza dair pek çok ihtiyacımız var. Ancak bu ihtiyaçları karşılamak üzere sergilediğimiz eylemler veya sergilemediğimiz eylemler ise çalışma alanımız. 

Sizi de davet ediyorum. Hangi hallerde ilgiyi kabul ediyor, karşılık veriyor veya ittiriyorsunuz? 

İç güzelliğini çalışırken, dış güzelliği ortaya seren paylaşımlar yapmak durumunda kalmak bir sorumluluk gerektiriyor. Başlı başına bir pratik olarak görüyorum bunu. 

Bu güzel bahar aylarında ilginiz, övgünüz eksik olmasın. Bir o kadar da kendi alanınız, ihtiyaçlarınız ile bağlantıda kalarak alın, kabul edin bu ilgiyi, dürüstlükle, samimiyetle ve şefkatle. 

Hande Tarıman