Bütüne Doğru: Fasya

Yoğun rüyalar gördüğünüz bir geceden uyandınız. Bedeninizde pek çok his, sırtınızda yer yer kasılan bölümler, sanki yoğun bir antrenmandan çıkmışcasına kısalan bacak arkası kasları ve önünüzde koca bir gün… Tam olarak uyanmış hissetmeyi bekliyorsunuz yatağınızda. Bir süre sonra, bazı hislerin hafiflediğini keşfederken, bazıları da sizinle kalmaya devam ediyor. Ve gün başlıyor… 

Gündelik yaşantımızda buna benzer fark ettiğimiz ya da bazen takibini yapamadığımız pek çok durumun izi bedenimizde bizimle olurken, yavaş yavaş popülerleşen ve çeşitlenen farklı pratikler ışığında kendimizle çalışmanın yollarını araştırıyor, buluyoruz. Kimi zaman bir yin dersi, bazense güçlü bir yang pratik… Farklı antrenmanlarla bedeni, günlük hayatın formca epey sınırlı alanından çıkarmak mümkün. Mümkün fakat yine de, bazen bedende aylarca açılmayan, sıkışan, kendiliğinden ilerlenilemeyen yerler kendini fark ettirir. Sadece kasları çalıştırmakla olmadığını, terlemekle bitmediğini görürsünüz. Çünkü ince ince çalıştırılmayı bekleyen, çok daha naif bir sistem üzerinde yaşarız. Gösterilen özen ve istikrar doğrultusunda aldığını dönüştürerek yansıtan, kendi içinde sonsuz bir alan. Adı; fasya.

Fasya; başı ve sonu olmayan, elektrik iletken, canlı ve her an revize olma yeteneğine sahip dokudur. Robert Schleip ekolüne göre 6. duyumuz olarak da anılan fasya, tüm duyulara veri taşır. Dolayısıyla doğrudan dünya algımızı belirler. Bedeni ayakta tutan ve ona şekil veren akıllı strüktür; yani “biyo-tensegrite” kavramındaki her şeyi, bir arada tutan elemandır. 

Bir Dimmer lamba düşünün. Işığın şiddetini ayarlayabilmeniz için önce Dimmer’ın düğmesine basmanız gerekir. Dimmer’a basmak fasyayı aktive etmek, çevirmek ise kasları çalıştırarak yaptığımız ince ayardır. Fasyayı bütüncül olarak aktive etmeden de kasları çalıştırabiliriz. Bu yolla kan akışını belli bir bölgeye odaklayabilir ve o bölge için güçlenme olasılığını artırırız. Fakat fasya egzersizi yaptığınızda belli bir bölgeye çalışıyor görünseniz dahi bedendeki tüm örüntünün uyarılmış olduğunu hissedersiniz. Dimmer’ı hiç açmadan da yaşanır. Fakat o ışığı yakabiliyor olmak bedende büyük bir fark yaratır. 

Sabah uyandığınız ve halen o anı değil, öncesinden gelenin etkisini hissettiğiniz o sahnede, işte tam da o anda Dimmer’ı yakarsanız, kendinize daha yakın, daha taze bir bedenle yola devam etmek mümkün olur. Bedeninizdeki yüz milyonu aşkın reseptörün tek bir dil konuşmaya niyet ettiği, yeni bir gün önünüzde uzanır. 

İşte tüm bu deneyimlerde bize eşlik eden, bütüne doğru giden yolda, bedenimizin bütününe yayılan en geniş organımıza, fasya denir.

Bedenlerimiz kendini yenileyebilen mekanizmalardır. Fasya da revize olabilir yapısı nedeniyle bedendeki en eğitilebilir sistemdir. Düzenli olarak yük, basınç, esneme ve titreşime maruz kaldığında kendini yeniden modeller.

Fasyayı anlamak, öncelikle hücresel seviyede, hücreler arası matriksi anlamaya yönelik bir bakış açısı geliştirmek anlamına gelir. Belli bir veri tabanı üzerine, bu basit analizle yeniyi inşa edebildiğimizde bütüne doğru genişleyen bir bakış açısıyla, bedenin bütünü ile yeniden bağ kurarız. Fasya ile çalışıldığında bedende bir iyileşme başlar. Bu amaca hizmet eden fasya egzersizleri ise kuşatarak, dinleyerek, veri toplayarak, hazmetmeye dönük olarak yapılan egzersiz formlarını içerir. 

İyileşebilmek için sevebilmek, sevebilmek için ayrılık olarak bedende kendini hissettiren alanlara şefkatle yaklaşmak, fasya egzersizinin bana göre pratik temelleridir. Belki pek çoğumuzun içinde bulunduğu bir arayışa cevaptır; daha estetik, gücü eksik olmayan ama nazik olmayı sürdürebilen egzersizlerin var olduğunu bilmek. Dimmer’ı açmak ve kendimizle kalmak kadar basittir…

Burcu Tuncel