Bedeni Güçlendirmek için Sıradışı Bir Yol: Yaylan

Uzun bir oturuşun ardından, içimizden gelen dürtüsel uzanma, esneme, gerinme gibi hareketler, bedenin oturduktan sonraki 20. dk’sı itibariyle içine girdiği çöküş halinden bedeni uyandırma çağrılarıdır. Beden bilir ve hayatta kalmaya programlı olduğu için sıkıştığında harekete geçer. Ama kimi zaman bir yetişkinin dünyasında, çocuklarda ya da hayvanlarda çok daha geniş olan bu hareket aralığını bulamazsınız. 

Zıplamak, yaylanmak, salınmak, özgürce dans etmek gibi tüm eylemlerde yay etkisiyle momentumu depolayan ve depoladığını, kinetik enerji gibi pek çok farklı enerji formuna dönüştürebilen bir mekanizma mevcuttur. Aslında her bedende olan fakat kullanan ve kullanmayan olarak fark yaratan bu mekanizma fasyadır. Fasyanın elastikiyeti ve gücü ne kadar fazlaysa fiziksel eylemlerde mevcut olan sağlamlık, hareketlerde incelik ve bütüncül olarak bedenin ortaya koyabildiği güç de daha fazla olur. Peki bu durum, fiziksel olarak güçlü birinin performansının daha yüksek olduğu anlamına gelir mi? Her zaman değil.

Son yıllarda yapılan bir araştırmaya göre atletizmle uğraşan profesyonel sporcular, sedanter bir kişiye göre daha fazla eklem problemi yaşıyor. Yani açıkça görülüyor ki, hiç pratik yapmamak da, belli hareket formlarını dışlayarak yanlış ve fazla pratik de aynı sonucu verebiliyor. Daha da şaşırtıcı olan atletlerin sakatlanmasında en yaygın görülen sebebin kas yaralanmaları değil, miyofasyal lezyonlar olması. (Kaynak: Wilke, Hespanhol, Behrens, Orthopaedic Journal of Sports Medicine)

Bedeninize dışarıdan bakarken, ilk fasyal örtü olan cildiniz ve onun hemen altında yer alan, ikisini de elinizle hissedebildiğiniz ikincil bir cilt altı fasya dokusu arasında yer yer takırdayan, cilt altı oluşumları fark edebilirsiniz. En hafif haliyle kireçlenme böyle bir şeydir. Dokunun hidratasyonu yeterli olmadığında artar. Ölçek büyüdüğünde, örnekteki gibi eklem disfonksiyonlarına kadar gidebilir ve bedendeki iç mekanik dengenin bozulması gibi daha büyük hallere neden olur. Bu durum, fasyanın daha az çalıştığına yani tüm duyulara veri ileten ana elemana daha az uyarı gittiğine işaret eder. İlgili bölümler ya da bedenin tamamında dönemsel olarak duyusal nöronlar azalır, uzamsal algı düşer. Bedenin yenilenme hızı azalır. Fiziki blokajlardan dolayı bazı hatların daha kolay bazılarının daha zor çalışıyor olması hareketlerin dengesiz, ağrılı, kasların sakatlanmaya açık hale gelmesine yol açar. Günlük hayatta bunu, “çıtırdayan eklemler” olarak sıkça gözlemleriz. “Çıtırdayan” eklemlerimizi yumuşatmanın yollarından birisi fasyayı güçlendirmektir. 

Fasyayı ve bedeni korumak ve güçlendirmek, fasya biliminin ortaya koyduğu bazı hareket formlarını hayatımıza katmak yoluyla kolaylaşır. Zıplamak ve yaylanmak aralığındaki hareket formları “elastic recoil” denilen etki ile fasyayı güçlendirir. Fasyanın güçlü olması, o anki beden hissiniz her ne ise onu bir adım ileri taşımak ve hareket aralığını ve inceliğini artırmak olarak tezahür eder. 

Fiziksel olarak fasya örüntüsü mikroskopla incelendiğinde güçlü fasya sıkı ve düzenli bir kumaş dokusu görüntüsü verirken, çalışmayan bir fasyada bu örüntü kopuk, düzensiz ve gevşektir. Üstelik iplikçikler yani miyofibriller epey azdır. Yoga yaparken fasyal egzersizin bu bölümünü çoğu zaman kullanmayız. Hatta çoğu egzersiz fasyayı aktive dahi etmez. 

Fasyayı güçlendirmek için onu şeklini değiştirecek şekilde uyarmak gerekir. İşte bu nedenle yogada da pek çok kişiye zor görünen ve zıplayarak yapılan geçişler, asanalardan asanalara olan bağlantılar, fasyayı güçlendirmek açısından bedene asanaların durağan formlarından daha çok hizmet eder. 

Bedenle çalışırken bedenin minimal ölçekte tüm yaşam formlarının hareket niteliklerinin bir havuzu olduğunu hatırlayın. İnsansı bedenimizin tüm ihtiyaçları ve bu yazıda üstünden geçtiğimiz “rebounce (yaylanma)” hareket dinamikleri, doğada nereye baksak oradadır. Bitkilerin rüzgarda kırılmadan büyüyebilmesi, kuşlarda, kedilerde, maymunlarda ve daha nice canlı ya da cansız varlıkta, sürdürebilirlik bu hareket örüntülerindeki elastikiyet ölçüsünde güçlenir. Canlılığın bize sahnelediği tüm bu gösteriden payımıza düşeni almak için ise bedenin ihtiyacını görerek o sahneye yeniden bakmak yeter. 

Fasyanın gücü akıllı, ihtiyaca göre tasarlanmış ve düzenli pratikten gelir. Şu anda keşfedildiği kadarıyla bile fiziksel egzersiz normlarını tamamen güncelleyen fasya bilgisi, kişiye kendi gücünü keşfederken yaratıcı ve esnek olmanın da kapılarını açar gibi görünüyor.

* Araştırmayı detaylı okumak için kaynak: Bill Parisi, Fascia Training: A Whole System Approach

Burcu Tuncel