Amor Fati

“Amor Fati” terimini duymuş olanımız çoktur. Latince bir terim olan Amor (sevmek) Fati (kader, yazgı) kelimelerinden oluşuyor ve “kaderini sevmek” olarak Türkçe’ye çevriliyor. “Amor Fati” Friedrich Nietzsche’nin yazılarında temel çıkış noktası olarak kullandığı anlayış, felsefedir. Nietzsche’nin bilgeliğinin kaynağını Budizm’de bulabilirsiniz. Aslında bu anlayış da, Budizm’in temel ilkelerinin birebir yansımasıdır ve maalesef günümüzde oluşan “her şeye umutla bakmak, hep pozitif olma” algısından ise hem çok uzak hem de çok daha derindir ve zaman zaman acıdır. 

Budizm’in 3 temel ilkesi var diyebiliriz: Geçicilik, bağlanmama ve Ben’den özgürleşmek. İnsan dünyasında hiçbir şeyin kalıcı olmadığı, her şeyin geçtiği, aktığı hakikati; bu sebeple de hiçbir şeye bağlanmama yönelimi üzerine kuruludur ilk iki ilke. Pantha Rhein: Her şey geçer! Buradaki bağlanmama ötekine kayıtsız olma değildir, tersine, egodan özgürleşerek karşındakinin gerçeğini, hakikatini ve geçiciliğini görmektir. Olduğu gibi, olması gerektiği gibi. Egonun yüklediği duygular, anlamlar olmadan. İşte Ben”den özgürleşme de zaten ilk iki ilkenin uygulanmasına vesile olur. Dikkati esas olmayandan ayırıp, esas olana çevirmek!

Mutluluk, umut ve umutsuzluk kavramına da bu ilkeler ışığında tam olarak şöyle bakar:

“Mutluluk umutsuzluktadır” Yani mutluluk, umudun yokluğundadır. Bu ne demek olabilir? Umut etmek bir şeyin tadını çıkarmadan, bilmeden ve yapamadan arzu etmektir. Üzerinde düşünürseniz, olduğunuz halden, andan başka bir hali, anı umut ettiğiniz anlarda, olduğunuz halden ve andan mutsuz ve umutsuz olursunuz. Olduğunuz halin, anın tadını çıkaramazsınız, yeterince iyi olmadığını düşünürsünüz. Bunun yanında umut ettiğiniz zaman, umut edilen halin, anın sizi ne zaman bulacağını da bilmezsiniz çünkü ne zaman olacağını bilseniz aslında umut etmenize gerek kalmaz. Ve tabii ki, içinde yapamama durumu da var; yapabilseniz umut etmenize yine gerek kalmaz. İşte tam bu yüzden Budizm’de ve tüm eski bilgeliklerde hatta Yunan mitolojisinde “Mutluluk Umutsuzluktadır” yaklaşımı kullanılmıştır. 

Bilge, şimdiki zamanda yaşayabilen insandır. Bilge, aklı daha az geçmişte kalan, daha az umabilen, daha çok sevebilen kişidir. Bilge, geçmiş ve gelecek yansımalarından kurtulabilen kişidir. Kendini nostaljiden ve umut etmekten kurtarır. Bilge, umut etmek yerine, bu ilkeleri eylemlerine, fikirlerine döker. Umut etmez, yapar! Ve işte Nietzsche bunu Amor Fati olarak adlandırır. Bence, yaşamın kendisi bir bilgelik yoludur ve hepimiz bir şekilde kendi bilgelik yolumuzdayız. O yüzden de bu sene, “yeni yıl yeni umutlar” demedim ben. 2021’e de mutsuzluklar yükleyerek başlamadım. Yeni yılda olduğum durumu sindirip, anlayış geliştirip, yenisi, daha iyisi, daha güzeli, kozmosla daha uyumlusu için yeni eylemler zamanı dedim.  Amor Fati dedim! Hadi bakalım… 

Yazar: Özde Ülker